Nasıl anlatsam, nereden başlasam diyerek şarkı söylemeye geçmeyeceğim tabi ki. Ama teker teker üniversitede aldığım derslere bakmadan evvel, böyle bir bölümü okuma fikri nereden geldi onu anlatayım.

2015’te Araştırma Görevlisi olarak çalıştığım yıllarda, çalışmamın 2. senesinde o zamana kadar kullandığımız iletişim yollarının öğrencilerimizde pek bir karşılığı bulunmadığını farketmeye başladım. Kolaya kaçarak “Bu nesil tembel…” “Çalışmak istemiyorlar…” falan diyebilirdim belki ama farkettim ki sahiden haklı oldukları noktalar vardı. E-mailler, derste dağıttığımız bilgilendirme kağıtları zaten çok farklı kesimlerden gelen ve üniversiteden beklentileri farklı olan, üstüne üstlük neredeyse tüm öğrenim hayatını yarış atı gibi geçirmiş öğrencilerimizin hepsine ulaşmakta yetersiz kalıyordu. Sonuç: isteksiz bıkkın öğrenciler, akademisyenler…

Bu süre zarfında Tony Bates’in bloğuna denk geldim. Tony Bates Psikoloji bölümünden sonra Eğitim alanında doktora yapmış birisi. 2003’ten itibaren de dünyanın her yerindeki enstitülere uzaktan eğitim ile ilgili danışmanlık veriyor. Bu blog üstünden Linda Harasim’in Learning Theory and Online Technologies isimli kitabına denk geldim. 2015 Yaz’ı boyunca bu kitabı okudum ve açıkçası Harasim’in açıkladığı eğitim modeli Online Collaborative Learning’i (Türkçesini nasıl çevirmeli?) uygulayan bir sürü okul olduğunu görünce hayrete düştüm. Bu okullardan biri University of British Columbia (UBC) idi.

Yaz sonu UBC’nın Master of Educational Technology (MET) programına başvurmaya karar verdim. O zamanlar (ve sanırım halen) UBC iki program sunuyordu: Yüksek Lisans ve Sertifika Programı. Yüksek Lisans programını seçmeye karar verdim. Bu seçimimin arkasında Eğitim Teknolojilerinin ileride herhangi bir eğitim sistemin ayrılmaz bir parçası olacağına olan inancım ve yüksek lisans programının teknolojiden pedagojiye, bu konularla ilgili daha önce hiç eğitim almamış bir kişiye daha bütüncül bir eğitim vereceğini düşünmemdi.

Bu dönemde internette niyet mektubu ve CV örnekleri topladığımı hatırlıyorum. Başvuru sürecinin iki aşaması vardı. İlki topladığınız bütün resmi belgeleri dijital olarak üniversitenin sizi yönlendireceği sisteme yüklemek. Bu süreçte referans mektuplarının bile, yazan kişilerin kendi akademik (veya profesyonel) mailleriyle girecekleri bir sistem üstünden yazılması beni şaşırtmıştı.

İkinci kısım kabul aldığınızda başlıyordu. Bu aşamada halihazırda sisteme yüklediğiniz belgeleri bu sefer postayla ulaştırmanız gerekiyor. Hızlı kuryeyle Kanada’ya iki günde gittiğine de oldukça yüklü bir miktar kargo ücreti ödediğime de şaşırdığımı hatırlıyorum. Sonra bölüm sekreteriyle iletişime geçip derslerimi seçtim. O zamanlar aldığınız dersin kredisi başına ücret ödüyordunuz şimdi nasıl bilmiyorum. MET herşeyden önce 4 zorunlu dersi almayı tavsiye ediyor (ETEC 500, ETEC 510, ETEC 511 and ETEC 512). Ben de o şekilde yaptım ve ilk dönemim için ETEC 511 ve ETEC 512 derslerini aldım.

Bir önceki yazımda, ETEC 510: Design of Technology-Supported Learning Environments dersinden bahsedeceğimi açıklamıştım. Ancak fikrim değişti. İlk aldığım dersten yavaş yavaş Eylül 2019’daki son projeme gelmek benim için daha uygun olacak. Bu bloğun kendisi bile üniversitede verilen ETEC590 dersinin bir projesi sayılabilinir, göreceğiz.

Bugün, Nisan 2020 itibariyle mezuniyetimin onayını bekliyorum. Bu konuda gelişmeler olursa da buraya kaydetmeyi düşünüyorum.

Görüşmek üzere,

E.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir